Yüreğinin götürdüğü yerdesin
 
AnasayfaKapıAramaSSSKayıt OlGiriş yap
En son konular
» KAdın Ve Erkek Farkı İşte =)
tarafından kilicbey_289 Cuma Kas. 25, 2011 6:42 pm

» Hot Freeze ile Msn Dondurma Resimli Anlatım
tarafından mavihayat Cuma Tem. 02, 2010 12:23 am

» bi soruda benden olsun bakalım...
tarafından ferudun06 Salı Şub. 23, 2010 6:50 pm

» Matematik yalan söylemez
tarafından ferudun06 Salı Şub. 23, 2010 6:13 pm

» rüzgarım süperrsin yine yau
tarafından ferudun06 Salı Şub. 23, 2010 5:58 pm

» Sametech ingilizce-Türkçe Paragraf çeviri programı
tarafından ferudun06 Salı Şub. 23, 2010 5:44 pm

» YENİ KATEGORİ VE BÖLÜM ÖNERİLERİ BURAYA...
tarafından FoDdEr Perş. Mayıs 14, 2009 2:50 pm

» İyi ki Temel var
tarafından samyeli1 Paz Mayıs 10, 2009 2:02 pm

» Hadi Anlat Bakalım
tarafından samyeli1 C.tesi Mayıs 09, 2009 5:56 pm

» Anneler den "El Kızı" Yorumları
tarafından ebrar Çarş. Mayıs 06, 2009 9:44 pm


Paylaş | 
 

 CEN.NET CAFE

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
ebrar
Bayan Mod
Bayan Mod
avatar

Mesaj Sayısı : 152
Yaş : 31
Nerden : netten :)
sanal hayvan :
CİNSİYETİ :
Kayıt tarihi : 29/11/08

PUANLAR
İTİBAR:
100/100  (100/100)
REP PUANI:
100/100  (100/100)

MesajKonu: CEN.NET CAFE   Salı Ocak 06, 2009 9:54 pm

bence okuyun çok güzel Smile)

İmam Abdullah hoca , resmi işlerini yaptırmak için bir kuruma gider.

Kendisinden TC kimlik numarası istenince, en yakın internet-cafenin yolunu tutmak zorunda kalır.
Cafenin kapısından girerken levhada yazılı isim 'fesuphânallah' lar, estağfurullah'lar çektirir hoca efendiye, hem de peş peşe:

CEN.NET CAFE
Cafeyi işleten delikanlıya:
- Evlâdım T.C. kimlik numarası istediler benden, yardımcı olabilir misin?
- Tabi amcacım, siz şuraya oturun, şu işimi hemen bitirip sizinle ilgilenirim.

Abdullah hoca başlar beklemeye.

Böylelikle bulunduğu mekânı inceleme fırsatı da geçer eline.

"Demek ki gençlerin girip bir türlü çıkmak bilmedikleri, internet-cafe denilen yer burasıdır."diye geçirir içinden.

Gözüne takılan her detaydan rahatsız olarak, huzursuz bakışlarla etrafını süzer durur.

Evin bodrumunda kurduğu fare tuzakları gelir aklına. Küçücük bir peynire tutsak olan fareler nasıl kapandan çıkamıyorlarsa, ayrı ayrı telden oyunlara yakalanan gençlerin de buradan çıkamadıklarını düşünür.
Bir 'fesuphanallah' Bir 'fesuphânallah' daha çeker ve:

-"Ahir zaman fitneleri işte canım", der kendi kendine

Hoca efendinin huzursuz olduğunu fark eden delikanlı hemen bir çay söyleyince, kendisine ikram edilmesinden memnun olur. En azından bu da bir hürmet ifadesidir. 'Aferin' derken içinden, hayıflanır, istemeden:
- "Yazık oluyor bu gençlere, hayatlarını heder ediyorlar."

Boşa hayıflanmanın, ah vah demenin, bir faydası olmayacağını bildiği için, delikanlıyla hasbıhal etmeye karar verir:

- Delikanlı sana bir ş ey soracağım ama bilmem ne düşünürsün?
- Buyurun amca, ne soracaktınız?
- Sen Allah'ı bilir misin?
Birbirine girmiş, hiçbir şekle benzetemediği jöleli saçları, her baktığında bir 'fesuphanallah' daha çektiği sakal şekliyle bu delikanlıdan aldığı cevap, hoca efendiyi pek şaşırtır.
Cafeyi işleten delikanlı gülümseyen gözlerle bakarak:
- Kul, kendisini yoktan var edip hayat bahşeden, düşünecek akıl, görecek göz veren Rabbini nasıl bilmez amca?
Hayretle sormaktan alamaz kendisini hoca:

- Biliyor musun? Peki neyle biliyorsun Allah'ı, bana bir anlatır mısın?

Delikanlı eliyle cafedeki bilgisayarları göstererek cevap verir:

- Bu bilgisayar ile biliyorum amca.
- Bunlarla mı? Pek anlayamadım.
- Bu bilgisayarların varlığı benim nazarımda Allah'ın varlığının en açık delillerinden biridir. Bilgisayar kullananlar gayet iyi bilirler amca, böyle bir makine, ancak bir mühendis ve üstün bir teknoloji ile var olabilir.

Ateistin en önde gidenine sorsan, bu zımbırtının tesadüf eseri oluşmayacağını, mutlaka birisi tarafından yapılmış olduğunu söyler sana. Meselâ Darwin kalkıp dirilse, şu laptopu göstersen, desen ki:
'Bu alet, şu hesap makinesinin tesadüfler zinciriyle evrimleşmiş hâlidir.'
Darwin bile 'çüş lan deve' der.

Abdullah Hoca delikanlının anlattıklarından hoşlanmıştır. Keyiflenir:
- Bilgisayarın kendiliğinden yapıldığını kabul etmeyen adam, onu yapan insanın yaratılmış olduğuna gelince kıvırıveriyor değil mi evlâdım?
- Bak amca, burada 20 tane bilgisayar var, bunlar bir sistemle birbirine bağlı, hepsi bir program tarafından idare ediliyor. Bu sistemi ben kurdum, burayı ben çekip çeviriyorum. Buradaki düzen benden sorulur;

Yani bir anlamda da farz-i mahal buranın tanrısı benim.
Bazen oy un oynayıp, internet'i kullanıp para ödemeden sıvışmaya kalkanlar oluyor. Hemen yakalıyorum onları. 'Gel bakalım! Nereye gidiyorsunuz böyle? Buranın nimetlerinden faydalanıp başıboş bırakılacağınızı mı zannettiniz? 'Paramız yok abi! ' derlerse; 'Yok öyle yağma!' deyip cezalandırıyorum. Internet-cafeyi temizletiyorum: paspas yapıyorlar, camları silip tuvaleti temizlettiriyorum.

Bir saat oyunun, internet'in bedeli olur, bunun hesabı sorulur da, sayısız nimetlerle dolu koca bir ömrün hesabını sormazlar mı insana?
Bir cafenin bile işlerini düzenleyen, tertip eden biri varken, koca kâinatı kusursuz işleyen bu sisteminin bir kurucusu olmaz mı?
Olmaz diyenin ahmaklığını bütün noterler tasdik etmez mi?

- Vallahi evlâdım pek takdir ettim seni. Peki Allah'ı nasıl bilirsin, neye benzetirsin?
- Ben Allah'ı hiçbir şeye benzetmeden bilirim amca.
- Bunun böyle olacağını nasıl bildin evlâdım? Delikanlı eliyle bilgisayarları işaret etti:
- Yine bunlar sağ olsun. Bu bilgisayarları yapan mühendisler başka, bilgisayarlar başkadır. Birbirlerine benzemezler. Programı yazan insan başkadır, ortaya konulan program ise bambaşka. Bilgisayarda yüklenmiş bilgiler vardır, fakat benim bilmem yine başkadır. Kamerası vardır, ses düzeni vardır, ama benim gözlerim ve duyup konuşmam farklıdır.


Abdullah amca çocuğun feraset ve anlayışını çok beğenmişti. Sorduğu sorulara aldığı cevaplar, gayet mantıklıydı ve berrak bir imana işaret ediyordu.
Aslında buradaki işi bitmiş, kimlik numarasını çoktan almıştı; ama muhabbete devam etmek istedi.

- Peki varlığına inandığın Rabbin için ne yapman gerektiğine dair ne biliyorsun?
- Ne yapmam gerektiğini biliyorum amca, fakat ne kadarını yapabildiğim hususunda kendimi yeterli görmüyorum.
- Ne bildiğini söylersen, neler yapabileceğine dair yardımcı olabilirim belki evlâdım.
- Neler yapmam gerektiğine dair şuradan biliyorum amca: "Öncelikle, Rabbim bana bir gönül vermiş. Kendisini bilmeyi nasip edip muhabbetini gönlüme yerleştirmiş. Ben de gönlümde sadece O'na ve sevdiklerine yer vermeliyim, O'nun istemeyeceği şeyleri gönlümden uzak tutmalıyım."

"İkinci olarak bana verdiği dili razı olmayacağı sözlerden korumalıyım. Her zaman O'nu söylemeli, O'nu anlatmalıyım." "Son olarak bana verdiği bu bedeni onun razı olacağı şekilde kullanmalı, bir gün toprak olacak vücudumu O'nun yolunda eskitmeliyim." Benim bildiğim bundan ibaret.
- Ee evlâdım daha ne yapacaksın, başka bir şey kalmadı ki!
- Efendim yapmalıyım, etmeliyim diyorum ama, "bal demekle ağız tatlanmıyor ki!" Gidilecek yolu bilmek ayrı, usulüyle yolda yürüyebilmek apayrı bir şey. Yine bilgisayar tabirleriyle söylemek gerekirse, Şeytan denilen melun HACKER, benim sistemimde ki NEFS virüsünü aktif hale getiriyor. Üstesinden gelebilene aşk olsun. Etkili bir anti-virüs programı bulmam lazım belki de..
- Ben biliyorum, dedi Abdullah Hoca ve ekledi: NAMAZ
- Eveeet amca, NAMAZ anti-virüs programlarından birisidir. Hayat sistemine kurup, günde beş kere da bağlanırız Böylece sürekli güncellenir
..
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
 
CEN.NET CAFE
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası
 Similar topics
-
» CAFE LATTE NEDİR
» Ağınızdaki Bilgisayarların Ekranlarını Gör ve Kontrol Et (Cafeler İçin Birebir)
» İsrail Markaları
» RESMİ HAMACHI CAFE PES4 WE8 AĞI
» Fanzin

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
RÜZGAR FORUM :: NEY_ZEN LE HERDEM :: S€YYAH-
Buraya geçin: